KOREna

TWEET THIS

Şu son 3 aydır yaşadıklarımız insanlık tarihi açısından iyi, kötü ve çirkin yanlarıyla çok öğretici oldu, tabi okumasını bilene. "İstatistik mini etek gibidir, çok önemlidir ancak aslında ne olduğunu göstermez" diyor Manchester United'in efsane antrenörü Sir Alex Ferguson. Çokça anlam barındıran bir söz lakin eksik. İstatistik nasıl bakmak istersen öyle gösteriyor aslında. Aynı rakamlara bakıp sokağa çıkma yasağı ilan edelim diyen de var, arkadaşlarıyla bebek sahilde sosyalleşende. 

Korona meselesinin başından beri, kim neresinden tutmak isterse tutuyor rakamları. Bir önceki yazımın amacı "Korona; Açıklık"' sadece biraz daha geriden bakıp, bakış açımızı genişlettiğimizde aynı rakamların bambaşka sonuçlar doğurabileceğini görmekti. Bir karara varabilmek için yeteri kadar veriye sahibi olup olmadığımızı sorgulamadan aldığımız her kararın olası başka sonuçlarını da düşünmemiz gerekiyor.

Bu yazıda ise bu sosyal izolasyon, evlere kapanma, sokağa çıkma yasağı da dahil olmak üzere az hesaplı ve kötü senaryolar üzerinden yaratılan 'dükkanı kapatıyoruz' yaklaşımı tek alternatifimiz mi merakımı gidermek istiyorum. Üstelik elimde bu yılın en iyi filmi oscarını alan Kore Sineması ürün Parazit var. Zira Kore sadece sineması ile değil Korona tecrübesi ile dünyanın rehberi durumunda. Dünya çılgın bir şekilde eve kapanmacı bir yaklaşım sergilerken Güney Kore üniversitesi bulaşıcı hastalıklar uzmanı Kim Woo-Joo "Güney Kore demokratik bir cumhuriyet ve evlere kapatılmanın makul bir seçim olmadığını düşünüyoruz" diyor. Peki neye dayanarak?

MERS'ten Öğrendikleri

Kore 2015 yılında çok travmatik bir MERS Salgını deneyimi yaşadıktan sonra bu tip durumlarla bir daha karşılaşma ihtimaline karşı, eksik veri ile karar almamak adına standard operating proccess  (SOP) - standard operasyon süreci - adını verdikleri bir strateji belirledi. Bir Korona salgını nasıl bir ülkeye, bir başkası ile nasıl baş edilmesi gerektiği konusunda öğretici olabilirse o kadar şey öğrendi Güney Kore.

4 Mayıs 2015 tarihinde Bahreyn ve Orta Doğudaki bir çok ülkeye yapılan 10 günlük iş gezisinden Seul'a geri dönen Güney Koreli iş adamı, Gyeonggi Eyaletindeki ikinci hastane olan Pyeongteak St. Mary'e zatüre ile kabul edilmeden önce bir çok yerel kliniği ziyaret etmişti. Ancak durumu düzelmediğinden Seul'daki Samsung Tıp Merkezi'ne transfer edilen hastaya, 20 Mayıs'ta MERS teşhisi konduğunda, salgını durdurmak için çok geç kalınmıştı. "The Lancet"teki bir makaleye göre MERS korona visürü, tıbbı merkeze geçmeden önce ziyaret ettiği hastanelerde 28 hastaya yayılmıştı.

Bir başka vaka ise (Hasta 14) 35 yaşındaki bir hastanın 27 Mayıs tarihinde Seul Samsung Tıp Merkezini ziyaret etmesiyle ortaya çıktı. Kaldırıldıktan iki gün sonra doktorlar bu hastanın iş adamı tarafından enfekte olmuş olabileceğini öğrendi. Bir başka MERS hastasını ise ilk hastanın teşhisinden 9 gün sonra teşhis edebildiler. Çok geç kalınmıştı. Bu sırada 82 kişiye daha bulaşmış ve Güney Kore, Orta Doğu dışındaki en büyük MERS Salgınına maruz kalmıştı. Toplamda 186 doğrulanmış vaka vardı ve 38 kişi ölmüştü. 16bin'den fazla kişi karantinaya alınmıştı.

Kore'liler bu dönemde en pahalıya mal olan hatanın veri giriş hızındaki yavaşlık olduğunu gördü. Dünya Sağlık Örgütü o dönemde MERS'in yarattığı tehdit hakkında bilgi veriyordu. Bahreyn o dönemde MERS salgını yaşamıyor olsa da WHO tarafından salgın hastalıklara uğramış ülkeler arasında listelenmişti. İş adamı grip benzeri semptomlar için tıbbı tedavi aradığında halk sağlığı yetkilileri Bahreyn'den gelmiş olduğu için MERS almış olma olasılığını görmezden geldi. Sağlık Bakanlığı yetklilikleri işadamının tanı kriterlerini karşılamadığını savunarak Samsung Tıp Merkezinin MERS testi talebini reddetmişti.

Hastaneler farkında olmadan Güney Kore'deki MERS salgını için ana bulaşma yollarından biri haline geldi. Örneğin, Güney Kore'deki doğrulanmış 186 MERS vakasının 85'i Samsung Tıp Merkezi'ndeki sağlık çalışanları arasında meydana geldi. Koronavirüsün binalarına yayılması için hastanelerin bir hazırlığı yoktu. MERS koronavirüsünün yayılması için hastanelerde mükemmel bir ortam vardı.

MERS salgını sırasında Koreliler kimin enfekte olduğunu ve hangi hastanelerde vaka olduğunu bilmiyordu. MERS'e neden olan koronavirüs olan MERS-CoV'in genellikle hastanede kalış sırasında yayıldığı göz önüne alındığında, enfekte kişilerin ziyaret ettiği veya kabul edildiği hastanelerin isimleri hakkında kamuya açıklanması halk arasında tartışmalı bir konu haline gelmişti. Hükümet sadece hastaların özel sağlık bilgilerinin açıklanmasını tıbbi etiğe aykırı olduğu için değil, aynı zamanda yetkililer, hastaneler ve karantina sebebiyle kapatılması gerekebilecek özel işletmeler için ekonomik serpintinden endişe ettikleri için saklı tuttular. Hastanelerin kapanmaya zorlanacaklarından, şüphelenilen enfeksiyonların teşhisini reddeceğine ve bu sayede ülke tıbbi kapasitesinin azaltacağına inanıyorlardı. Oysaki bir çok insan daha fazla şeffaflık talep ediyordu.

Saydamlığın artması özellikle diyabet gibi altta yatan hastalıkları olan ve MERS vakaları yaşayan hastaneleri ziyaret etmekten kaçınabilecek kişiler için önemliydi. Salgından sonra Kore'nin hastalık önleme politikasının yasal çerçevesi olan Bulaşıcı Hastalık Kontrol ve Önleme Yasası'na kamuyu aydınlatma hükümleri eklendi.

Güney Kore hükümetinin MERS salgınından öğrendiği ikinci büyük ders, erken uyarı ve doğru teşhislerin önemiydi. Halk sağlığı sistemi, işadamı farklı hastaneleri ziyaret ettiğinde, salgını tespit edilmek için altın tepside sunulan fırsatı kaçırdı. Muhtemelen doktorlar grip benzeri semptomları ile karıştırılsa da Koreli yetklililerin, Dünya Sağlık Örgütü'nün Bahreyn'i MERS riski olabilecek ülker listesine ekleyebilmesi gerekirdi.

Son olarak MERS testi de zahmetliydi ve doktorlar labotatuvar tabanlı bir teşhisi olan bir vakayı doğrulamak için bir kaç gün beklemek zorunda kaldılar. Yani geliştirilen bir MERS tanı kiti henüz klinik çalışmalardan geçmemiş ve kullanılamamıştı. MERS salgını sona erdikten 1 yıl sonra Güney Kore hükümeti, halk sağlığı acil durumlarında laboratuvarların onaylanmamış teşhis kiti kullanımına izin veren bir yasa çıkardı.

Öğrenilmiş Çare

Covid-19 Koronavirüs salgını haberleri Çin'in Wuhan kendinden çıkmaya başladıktan sonra, bu yılın başlarında Kore hükümeti, o şehirden ülkeye giren tüm yolculuları taramak için 7/24 acil müdahele sistemini etkinleştirdi. Bir kadın Japonya yolculuğundan önce havalimanındaki ateş izleme istasyonunda durduruldu ve 14 gün boyunca karantinaya alındığı bir hastaneye nakledildi. Covid-19 teşhisi Kore'deki ilk vaka olarak onaylandığı 20 Ocak tarihi aynı zamanda ABD'dedeki ilk vaka bildirimini olduğu tarihti.

İlk vakalar doğrulandığı an itibariyle, Kore Halk Sağlığı yetkilileri ve yerel yönetimler, enfekte kişilerin dakika ölçeğindeki hareketlerini belgelemek için tam bir işbirliği gösterdiler. 

Cep telefonu kayıtları, GPS verileri, sosyal medya hesapları, kredi kartı ekstreleri ve çok daha fazlası ile ilgili anlık veriyi toplayarak Covid-19 hastalarının hareket haritasını yayınladılar. Tüm yerel yönetimler, web siteleri, kısa mesajlar ve medya aracılığ ile bu bilgiyi paylaştılar. Kullanıcıların bilgilerini görselleştiren https://coronamap.site/ benzeri siteler yayına aldılar.

Koreliler enfekte olmuş insanların sinemalarda işgal ettikleri koltuk numaralarından, öğle yemeği için durdukları restorana, hangi metro durağında indiklerinden hangi muhitte oturduklarına kadar tüm verileri isimsiz bir şekilde anlık haritalardan öğrenebildiler. Birisi bu destinasyonlardan birine maruz kaldığında bir doktora hızlı bir şekilde giderek benzer semptomları varsa kendi karantinasını başlattı.

4 Şubat'ta Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri MERS sonrası reformdan yararlanarak lisanssız Covid-19 testine izin verdi. Hükümet olağanüstü sayıda insanı test etmeye devam etti. 26 Şubat'a kadar Kore 46.127 vakayı test ederken, Japonya sadece 1.846 Amerika ise sadece 426 vakayı test edebilmişti. 

20 Ocak - 17 Şubat arasında Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından sadee 30 Covid-19 vakası doğrulandı. Ülkenin hastalık önleme çabaları etkin bir şekilde çalışıyordu. 18 Şubat geldiğinde Güney Kore'nin 2.5 milyon nüfusu ile üçüncü büyük şehri olan Daegu'da bir hasta (Hasta 31) Hristiyan bir mezhep olan İsa'nın Shincheonji Kilisesindeki hizmetlere katıldı.

Beş yıl önce hasta 14 gibi, hasta 31 de koronavirüsü kilisedeki 14 kişiye yaydı. Daegu'daki Covid-19 vakaları fırladı. Güney Kore Sağlık ve Refah Bakanlığı 29 Şubat itibariyle 17 ölüm de dahil olmak üzere toplam 3.150 teyid edilmiş vakayı resmen bildirdi.

Halk hızlı bir şekilde kilisenin hareketlerine yöneldi. Salgına ilişkin yapılan araştırmalarda kilisenin 16 Şubatta Gyeonggi Eyaleti, Gwacheon şehrinde düzenlediği büyük etkinlik kaynaklı bir yayılmayı tespit etti. Kilise, etkinliğine katıldığını söylediği 1.290 üyeye ait listeyi kamu sağlığı yetkililerine sundu. 

Salgın soruşturma ekibi kilise karargahına düzenlediği baskında etkinliğe 10.000'e yakın üyenin katıldığını gösteren veriler elde etti. 1 Mart itibariyle Koreli yetkililer 3.526 teyid edilmiş vaka 93.459 şüpheli vaka bildirdiler ve teyit edilen vakaların yaklaşık %60'ı kiliseye bağlıydı.

Salgının bu ikinci aşaması Güney Kore halk sağlığı acil durum sisteminin bir boşluğunu ortaya çıkardı. Güney Kore'nin aktif arama ve teşhis çabaları, toplumdaki hastalık bulaşmlarının zincir reaksiyonunu içermesine katkıda bulunmuş olsa da, tek bir destekleyici kişi veya grup, hastalık önleme çalışmalarını bozar ve büyük bir salgını ateşler. Bu, aktif katılım ve tüm vatandaşlar tarafından sosyal mesafeyi desteklemeden kapatılması zor olabilecek bir boşluk.

Singapur da dahil olmak üzere diğer ülkeler Covid-19'lu kişilerin yaşı veya cinsiyeti gibi verileri yayınladılarsa da hiç biri Güney Kore kadar ayrıntılı bilgi vermedi. Güney Kore hükümeyi, doğrulanmış hastaların seyahat geçmişleri de dahil olmak üzere virüs hakkında şeffaf ve doğru bilgi yayınlarsa halkın ona güvenme olasılığının daha yüksek olduğunu söylüyor. Ülkenin 2015 yılındaki MERS salgınından bu yana geçen yasalar, özellikle yetkililerin bu bilgileri yayınlamasına izin veriyor.

Şeffaf bilgi, her hangi bir kısıtlama anında başvurulması gereken ilk adım. Bir ülkedeki herkesin test edilemeyeceğini basit bir gerçek olduğunu bilen Kore'liler, testin çoğunlukla enfekte olma olasılığı yüksek olan insanlara odaklanmayı en üst düzeye çıkarmak için agresif bir bilgilendirme kampanyası yaptılar. Güney Kore'de bu kampanyanın iki kritik bileşeni vardı. Risk faktörleri ve faydalı önlemler.

Risk faktörleri, yakın çevre hakkındaki bilgilere atıfta bulunuyordu. Lokasyondan bağımsız paylaşılan veriler sadece panik yaratacakken, etrafta kimlerin bulaştığının bilgisi, enfekte olmuş kişilerin ziyaret ettiği mekanlar da dahil olmak üzere risk yoğunluklarının nerede olabileceğini bilen insanlar, bilinçli bir şekilde test edilip edilmeyecekleri ile ilgili karar verebilecekti. Bütün bu soruların cevapları Güney Kore'de hükümet tarafından günlük olarak, yeni teşhis edilen hastalar, son konumları ve bulundukları mekanların listeleri de dahil olmak üzere basın, web ve metin mesajları ile paylaşıldı. Restoranların, dükkanların ve kiliselerin listeleri ve enfekte olmuş insanların buraları ziyaret sıklığı şeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarıldı. 

Yararlı önlemler arasında standard operasyon sürecinin bir parçası olarak viral bulaşma hakkında genel tavsiyeler yer almaktaydı. Bu tavsiyeler, günlük olarak televizyon, gazete ve internet reklamları aracılığıyla ortaya çıkartılarak insanlara kalabalık yerlerden kaçınmalar ve uygun koruyucu hijyen kullanmaları gerektiği hatırlatıldı. Tüm giridiler ile birlikte insanların birbirlerini nasıl koruyabilecekleri ve salgını nasıl söndürecekleri konusunda daha şeffaf bir ortam yaratılıyordu.

Tabiki etkili virüs testi ile birleştirilmedikçe, iyi bilgiler pek fazla fayda sağlamayacaktı. Hükümet kırsal alanlara dahi test merkezleri kurarak ülke çapında testler yaptı. Bir salgının kontrol edilmesi için test hacmi ve hızın esas olduğunu MERS deneyiminden öğrenmişti Kore'liler. 

 

Bulaşmayı kontrol etme savaşında, koronavirüsü test etmek için 96 kamu ve özel laboratuvardan oluşan bir ağ oluşturdu Güney Kore hükümeti. Bu sayede her gün yaklaşık 20.000 kişi koronavirüs için test ediliyor, bu da kişi başına düşen test sayısında dünyadaki her hangi bir ülkeden daha önde olmalarını sağlıyor. Üstelik yapılan bunca testin sonucu 24 saat içinde sahiplerine kısa mesaj yoluyla iletiliyor.

Sağlık yetkilileri bu yaklaşımın hayat kurtarabileceğine inanıyor. Güney Kore'de koronavirüs oranı için ölüm oranı %0.7. Küresel olarak Dünya Sağlık Örgütünün açıkladığı %3.4'ün çok altında. Ancak bilim adamları tüm vakaların raporlanmaması sebebiyle ölüm oranının daha da düşük olduğunu tahmin ediyor.

Laboratuvar ve ilaç vakfı başkanı Profesör Gye Cheol Kwon "Doğru testlerin ardından izolasyonla erken hasta tespitinin, ölüm oranını düşürebileceğini ve virüsün yayılmasını önleyebileceğini düşünüyorum" diyor. "Geçmişten öğrenmek ve sistemleri önceden hazırlayarak bu yeni felaketin üstesinden gelmek bizim temel gücümüz"

Güney Kore'de şu an test kiti sıkıntısı yok. Dört şirkete bunları yapmaları için onay verilmiş durumda. Bu, ülkenin haftada 140.000 örneği test etme kapasitesine sahip olduğu anlamına geliyor.

Güney Kore'nin bu süreçten de öğrendikleri yok değil. En az etkilenen şehir Daegu'da en az iki hasta bir hastane yatağı beklerken öldü. İlk reaksiyon, virüs bulaşmış herkesi bir hastane yatağına karantinaya almaktı. Ancak şimdi doktorlar yerleşim merkezlerinde hafif semptomları olanlar evinde tedavi etmeyi, kritik bakıma ihtiyaç duyanlar için hastane yatağı bırakmayı öğrendiler.

Kore Ulusal Tıp Merkezinden bulaşıcı hastalık uzmanı Kim Kim Yeon-Jae "Tüm hastaları karantinaya alamayız ve tedavi edemeyiz. Hafif semptomları olanlar evde kalmalı ve tedavi edilmelidir" diyerek ekliyor;

"Nihai hedef stratejisi ölüm oranlarını düşürmek olmalı. Bu yüzden hasta sayısı çok yüksek olan İtalya gibi ülkeler de stratejilerini gözden geçirmek zorunda."

Şeffaflık ve daha çok veri

Kore Üniversitesinden bulaşıcı hastalık uzmanı Kim Woo-Joo "Güney Kore demokratik bir cumhuriyet, kilitlenmenin makul bir seçim olmadığını düşünüyoruz" diyor. Güney Kore'nin başarısı diğer ülkeler için ders ve ayrıca bir uyarı verebilir. Buradan elde edilen deneyim bize gösteriyor ki ölçekte teşhis kapasitesi, temas izleme, vaka izolasyonu ve şeffaf iletişim salgın kontrolünün anahtarı konumunda.

Güney Kore dünyaya, demokrasilerin ve daha açık ülkelerin izlemeyi seçebilecekleri bir yol gösterdi. Bu yol Çin'in uyguladığı görünüşte etkili ama çok ağır yaklaşımın aksine bir yöntem içeriyor. Şimdi esas soru Dünya hangi yönde ilerleyecek?