Lexus LF-30 Geleceğin Araç Deneyimini Yeniden Tarif Ediyor.

TWEET THIS

Lexus'un vizyonu bize otonom araç üreticilerinin gelecekti araç deneyimine ilişkin sahip olabileceği yaklaşımları göstermek açısından çok önemli. Lexus konsept otomabili LF-30'u tasarlarken bir at ile binicisi arasındaki ilişkiden feyz almış. Elektrikli araçlar sınıfında ve doğal olarak otonom bir sürüş deneyimine sahip otomobil 2019 Tokyo otomobil fuarında ilgi çeken araçlardan biri oldu.

Bir çok otomobil üreticisi gibi elektrik araçlar sınıfındaki konsept otomobiler ilgili markanın geleceğe ilişkin perspektifini gösteriyor ve artık aracın performans kritlerinden ziyade toplamda sunduğu deneyim ön plana çıkartılıyor. Zira otonom elektrikli araçlar dünyası bizlere başka bir konfor seviyesi ve ulaşım anındaki verimsizliği ortadan kaldıracak teknolojiler sunuyor. 

Lexus'un dışı, dört tekerleğin her birinde tekerleklere doğrudan güç veren motorların elektrik akışını temsil eder şekilde tasarlanmış ve önde bir kaput olmaması sebebiyle aracın önünden arkaya uzanan cam tasarımı aracın tamamını kaplamış durumda. Aracın her iki tarafındaki kaslı kanat yapısı ve arka lambaların sivriliğii aerodinamizme hizmet etmesi için yapılmış gibi görünüyor. Aracın ön yüzünde hangi modda çalıştığını gösteren - otonom veya normal sürüş modu - parlak ve renk değiştiren bir ön panel var.

Aracın iç yapısı ise Lexus'ın karşılık iletişim anlayışına sahip ve yukarıda bahssettiğim bir at ile binicisi arasındaki iletişim temeline dayandırılmış. Sesli asistan, "gesture"lar ve AR gibi teknolojiler sayesinde araç ile sürücü arasındaki ilişki farklı seviye ve deneyimlerde sunulabiliyor.

Yapay zeka tabanlı yerleşik bir sesli asistanı olan Lexus LF-30 ki sesli asistan - ki otomobil üreticilerinin standart sunduğu teknolojilerden biri haline gelmiş durumda - doğrudan araca ilişkin olsun olmasın bir çok bilgiye doğrudan erişmenizi sağlıyor. Sürücüsüne ve sürüş koşullarına göre süspansiyon, güç aktarma sistemi vb ayarları geçrek zamanlı olarak sunabilen araç böylece kişiselleştirilmiş sürüş deneyimi konusunda yüksek bir vaat sunuyor. 

Otonom araçlar ile ilgili olabilecek muhtemel sürüş keyfini ortadan kaldırabilme riskini "sürüş keyfini daha geliştiren" yeni geliştirilmiş duruş ve kontrol özellikleri ile başka bir boyuta taşımayı hedefleyen Lexus bu sayede bildiğimiz anlamdaki sürüş keyfine çok daha ileri bir anlam kazandırıyor. Örneğin otonom araç sürüş modundayken öndeki direksiyonun daha fazla alan yaratmak adına öne yaklaşması sürücüye daha geniş bir konfor alanı yaratmayı planlıyor. Ön yolcu alanı, uçaklardaki birincı sınıf yolcu deneyimine benzer bir deneyim sunmayı hedeflemiş durumda. 

LF30_Reveal Film from ToyotaGB on Vimeo.

Arka koltuklar ise "yapay kas teknolojisine" uygun bir şekilde, yolcunun kas durumuna göre bir çok farklı sürüş modunu barındırır. Rahatlama, yatış, uyarı vb modları yolcuyu tanıyıp dinamik bir şekilde kendini ayarlar. Koltuk başlıklarındaki gürültü engelleme özelliği kabin sessizliğini arttırmak, yan camlarındaki opaklık ise manzarının tadını güneş ışığına göre dinamik şekilde ayarlamak için kullanılmıştır.

Tabiki geleceğe ilişkin en önemli yaklaşım sürdürülebilirlik. LF-30'da iç mekan için sürdürülebilir malzemeler kullanılmıştır. Geri dönüşümlü ahşap zemin ve direksiyon kontrolünde kullanılırken, geri dönüştürülmüş metal katlanmış kapı kaplamasını oluşturmak için liflere işlenmiştir. 

Lexus'un elektrikli ve otonom sürüş özelliğine sahip bir başka konsept modeli LQ, sürücünün duygusal ve fiziksel durumunu öğrenerek kişiselleştirilmiş bir deneyim sağlayan YUI adlı ve yerleşik AI destekli bir teknolojiye sahip durumda.